<link rel="stylesheet" href="styles.f3b1fba60ec7970c.css">

Fibrinolitik tedavi uygulanan akut miyokard infarktüsü hastalarında hastaneye başvuru anındaki ortalama trombosit hacmi ile reperfüzyon başarısı arasındaki ilişki

dc.contributor.authorÇelebi, Savaş Akyürek
dc.contributor.authorKaçmaz, Fehmi
dc.contributor.authorUlusoy, Feridun Vasfi
dc.contributor.authorİlkay, Erdoğan
dc.contributor.authorÜreyen, Çağın Mustafa
dc.contributor.authorSelcuk, Mehmet Timur
dc.contributor.authorErbay, Ali Rıza
dc.date.accessioned2026-10-09T21:36:33Z
dc.date.issued2008
dc.departmentYüksek İhtisas Üniversitesi
dc.description.abstractAmaç: Ortalama trombosit hacmi (OTH) trombosit aktivitesinin bir göstergesi olarak kabul edilmektedir. Bu çalışma, akut ST yükseklikli miyokard infarktüsü nedeni ile fibrinolitik tedavi uygulanmış hastalarda, hastaneye başvuru anında ölçülen OTH ile reperfüzyon başarısı arasında bir ilişki olup olmadığını araştırmak amacıyla yapılmıştır. Gereç ve Yöntem: Akutmiyokard infarktüslü, fibrinolitik tedavi uygulanan toplam179 hastadan, hastaneye kabulde OTH için kan örneklemesi alındı. Tüm hastalardan fibrinolitik tedavi başlanmadan ve tedavinin bitişinden sonra 90. dakikada standart 12 derivasyonlu EKG çekildi. Reperfüzyon 90. dakikadaki ST segment rezolüsyonu (STR) oranına göre değerlendirildi. Hastalar reperfüze olan (?%70 STR) ve olmayan (<%70 STR) olarak iki alt gruba bölünerek istatistiksel analiz gerçekleştirildi. Bulgular: Çalışmaya alınan hastaların 77 (%44)’sinde elektrokardiyografik olarak başarılı reperfüzyon sağlandığı saptandı. Bu hastalar, reperfüze olmayan hastalara nazaran hastaneye ağrı başlangıcından itibaren daha erken başvurmuştu (3.9±2.3 saate karşın 5.2±3.1 saat, p=0.012). Ön duvar miyokard infarktüsü reperfüze olmayan grupta anlamlı oranda daha sıktı (p=0.008). İncelenen hematolojik parametreler açısından iki grup arasında yalnızca OTH açısından anlamlı fark saptandı. Reperfüzyonun başarısız olduğu gruptaki hastalar, reperfüze gruptaki hastalara nazaran daha yüksek OTH’ne sahiptiler (8.8±0.9’ye karşın 8.0±0.7fL, p<0.001). Regresyon analizinde OTH reperfüzyonun bağımsız öngördürücüsü olarak saptanmıştır. Sonuç: Başvuruda daha yüksek OTH’ne sahip hastalar fibrinolitik tedavi sonrasında başarısız reperfüzyon açısından daha riskli bir grubu oluşturmaktadırlar. Akut koroner sendromların patogenezinde merkezi bir yer tutan trombositler, fibrinolitik tedaviye reperfüzyon cevabının oluşmasında da belirleyici bir role sahip olabilir.
dc.identifier.endpage31
dc.identifier.issn1300-4778
dc.identifier.issue1
dc.identifier.startpage25
dc.identifier.trdizinid99554
dc.identifier.urihttps://search.trdizin.gov.tr/tr/yayin/detay/99554
dc.identifier.urihttps://hdl.handle.net/20.500.12794/2741
dc.identifier.volume15
dc.indekslendigikaynakTR-Dizin
dc.language.isotr
dc.relation.ispartofMN Kardiyoloji
dc.relation.publicationcategoryMakale - Ulusal Hakemli Dergi - Kurum Öğretim Elemanı
dc.rightsinfo:eu-repo/semantics/openAccess
dc.snmzKA_TR-Dizin_20260922
dc.subjectGenel ve Dahili Tıp
dc.subjectHematoloji
dc.subjectKalp ve Kalp Damar Sistemi
dc.titleFibrinolitik tedavi uygulanan akut miyokard infarktüsü hastalarında hastaneye başvuru anındaki ortalama trombosit hacmi ile reperfüzyon başarısı arasındaki ilişki
dc.typeArticle

Files